13 Eylül 2007 Perşembe

Martı Lekesi

karanlıktı gökyüzü. Pencereden dışarı bakınca rüzgarın şiddetiyle sallanan salıncaktan başka hareketli görmek mümkün değildi.. Tam o sırada; gözlerimle martıları yakalamaya çalışırken büyükçe bir silüetin bana yaklaşan gölgesinin kızgın bakışlarını fark ettim, en az bulutlar kadar siyah bir gölge. Ben olacakların muhakemesini yapmaya çalışırken,ellerinin sıcaklığını boynumda hissedebileceğim kadar yaklaşmıştı artık. Ve çok kez yapmamam gerektiği söylenmesine rağmen pencereden sarkmaya devam etmekmeteydim.

Annem kızmıştı galiba..
Sinirinden olsa gerek, kafamı pencerenin sağ alt köşesine sıkıştırdı. Ben ne olduğunu anlamadan,camın kilidini yuvasından kurtarıp,camı boynumun üstüne olanca sertliği ile kapattı.Yüzünde zerre vicdan azabı görmek mümkün değildi
-tabi azap çekecek bir vicdanı varsa-.
Pencerenin ahşabının sıcak dokusu ve eskimişliğinin bedeli kıymık parçacıkları boynumda gayrı ihtiyari tahrişe sebep oluyordu, istemeden yapıyordu, incitmek istemiyordu kıymık parçacıkları..
Ben o sırada dışarıda kanatlarını nispet yaparcasına şevkle çırpan martıları seyrediyordum. Özgürlüklerinin sebep olduğu sevinç çığlıkları, annemin sinir çığlıklarını yeniyor,sindirip bana teselli niyetine geri döndürüyordu.

Annemden özür diledim.
Boynumdaki yara kızardı başta. Akabinde morarmaya başladı ve siyah bir iz oldu martılardan bana hatıra kalan.


Annem fazla uzaklaşma demişti.
Dinlemedim,sırf o dedi diye uzaklaştım hatta. Annemin sınır olarak gösterdiği eski bekçi kulübesi görüş açıma girdiği an, biraz daha gidersem alacağım cezanın boynumdaki yaradan farksız olacağı belliydi, ama kulübenin ardında beni akıl almaz maceraların beklediği fikri de beynimi kemirmekle meşguldü.
Martılara uydum, kulübenin ilerisinde önüme çıkan asfalt, uzunca yoldan tam geçerken, bulutlar arasında martıların beni izlediğini gördüm.
Seçemesem de orada oldukları düşüncesine dalmam, üzerime doğru gelen kamyonu farketmemi engelledi...
Bulutların geçmesiyle, kuş sürüsü gösterdi kendini. Renklerinden ve hareketlerinden martı olamayacak kadar çirkin olduklarını farkettim. Bilemezdim aslında onların martı değil akbaba olduklarını.
Asfaltla bütünleşmiş vücuduma konan akbaba yavrusu
daha rahat uyuyabilmemi sağlamak için göz bebeklerimden birer lokma aldı.
Ben ve özgürlüğüm uykuya daldık.

Annem sorarsa gözlerini dinlendiriyor dersiniz...