1 Ocak 2009 Perşembe

antonet

Şu an, çalan müziğin notaları alkolün de etkisiyle gözlerimin önünde sol anahtarına sarılmış sevişiyorlar. Bir piyano tınısı.. hayır hayır kulüpte çalan ortalama bir elektronik müzik voltajı. eah,

Bu denli müzik aşığı olmadığım bariz, nezaketen uzattığım bu konuyu geçmenin vaktidir.
Çünkü salatası ne söyleyeceğini bilemeyenler veya söyleyeceğini kafasında hızlıca kuramayan salaklar için leziz bir içki mezesidir. Ama ben ne salağım, ne de içki içebilmek için mezeyle içkinin kederini damıtmaya ihtiyacım var. mutlu olmak için alkol alınmayacağını düşünenler ekolündenim. hüzünlü bir zevk, veya eğlenmek için hüzünlenme iksiri; saniyeler etrafında dönen hüzün eğlence verkaçları, belki yatağa kadar giden yorgana zevk parçaları damlatan bir mutluluk ardından sabah, hayır hayır öğleden sonra baş ağrısı ve gün boyu belirli saatlerde mutsuzluk seansları. daha çok işletim sisteminin güncellemesi veya şarjör değişikliği. MEY, belki de tasavvufun ta kendisi, tasavvuf fazla cüretkarsa da bir nirvana denemesi olduğu kesin.
ah antonett

antonett bahsettiğim nirvana ayini sırasında yeşil piyanonun tepesinde karakteristik somurtuşuyla onu izleyen potansiyel aşıklarını selamlıyordu. suratında en küçük bir gülümseme olmadan çevreye mutluluk saçmak için sadizm derecesinde şiddete meyilli olmak lazım ki doğanın harmonik tıkırındaki dengesinin emirlerine hiyanet bize düşmez. Yeşil piyano üstünde kalın sütun bacaklarını sallayan bu antonet suratındaki kırbaçla etrafındaki adamlara acı saçarken adamlar hayranlıkla ellerini ceplerine atıyorlardı. Burada harmoni ve mistisizm yok hele doğa kanunları hiç uymuyor. Mey demiştik ki tasavvuf diyebilelim diye kılıfımız olsun istedik. Sadizme aç salakların neresinde peki bu tasavvuf. Seni seveni sev. Sen sevgisindir, sevgili sendir sevmektir insan aslında hepimiz aynı hepimiz tek hepimiz herşey ve hepimiz tek sevgi, hepimiz tekin sevgisiyken hepimiz ayrı ayrı hepimizin sevgilisiyken antonet nasıl sevmez. Antoneti herkes severken antonet nasıl sevmez.

Antonet nasıl sevmez.

Aslında antonet yeşil piyanonun üstünde değildi, şarkı söylemek de hiç tarzı değil. o herkesin içindeki yalnız klişesinin vücut bulm... pehh, ne diyorum ben. o yalnız olur mu. o antonet ve antoneti kim sevmez. yan masanda tanrıça oturuyorken, sırayla bütün lokanta saygılarını sunmak için tanrıçanın önünde kendilerini adak veriyorsa o şımarmasın diye tanrıçayla ilgilenmiyormuş gibi yapamazsın ki. ben antoneti yalnız yakalamıştım, ışığı bütün lokantaya yayılmaya başlamadan hemen önce sadece o, ve tanrıça olmadığını düşündüğüm için yanında ben.

bir matrixvari zamanının yavaşlaması anı ve sadace ikimiz ve ağır ağır yaklaşan mermiler. ve antonet ve ben. o farkında olmasa da ikimiz orada duruyorduk. ben ve o. rüyalarda bunun denemesini 350000 kere yapmşlığın özgüveni ve ben. ve antonet. ve antonet ve ben. eah, hiç farketmez. ben provalarda çalıştıklarımı şovumda ortaya koymaya özgüvenimi topladığımda, kmler uzaktan gelen kahkahalar yaklaşmaya başlamıştı bile. ha ha ha. kulağımda daha ayırdedilebilir yakınlığa gelmişlerdi. ha haha hahahaa. rahatsız edeceklerdi. belki bi anlık ilgisinin bende toplaması ihtimalini mahvedeceklerdi. ben galiba yine, cümlelerimle birlikte kendimi yeşil piyanonun yanına gömmek zorunda kalacaktım. hahahahahahaha siluetler görünür olmuştu. hahahahahahfsdhdgsdhahahnfdn antonet yüzlerini seçebilmeye başlamıştı. aghhahgahfsdgahahahaha. antonet de onlara gülümsemeye başladı. agfdhdahahshfshahdshahah hepsi benim kadar iddialıydılar hem bu sefer yarışa 1-0 da başlamıyordum. ahaghahahshahahahahahahahahahha

bir kez daha küreğimi getiriniz.

antonetin etrafı ismini bilmediği kahkahalarla dolmuştu. onlarca bilmediği gülümseme. beni biliyordu. eskiden. hatırlamaması beni üzmezdi çünkü rüyalarımda tanışma provasını pek çok kez yapmıştım -belki matrixin harddiskinin kaldırmayacağı kadar-

hayır hayır, antonett tanrıça değildi. çok yakındı ama değildi.
peki ya ben senelerdir görmediğim, tanrıça olmayan bir kızla sohbet edemeyecek kadar korkak mıydım? çok yakındım ama değildim.

yanına gittim, beni hatırlayıp hatırlamadığını sordum.
hatırlamadığını söyledi.

ben de küreğimi elime alıp yanından ayrıldım.